Çanakkale Şehitlikleri ve Gezi Yerleri

 

ÇANAKKALE MEHMETÇİK ABİDESİ :

Anıt tüm ÇANAKKALE Şehitleri adına dikilmiştir. Eski hisarlık sırtında Ömer Kaptan tepesi üzerindedir. Üniversite gençliğinin ön ayak olmasıyla, bütün Türk Milletinin yardımıyla yapılmıştır. Morto Limanı ile Çanakkale Boğazının girişi arasındadır. Anıtların en görkemlisidir. Anıt 41.7 m. yüksekliktedir. Temeli 19 NİSAN 1954’te atılmış. 21 AĞUSTOS 1960 tarihinde açılmıştır. İnşaat 6,5 yıl sürmüştür. Ayakları 10’ar metre aralıklıdır. 30x30 metrelik bir onur holü vardır. Ayak ölçüleri 7,5x7,5 metredir. Anıt tümü ile 625 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Abide ayakları üzerinde bulunan rölyefler 27 Kasım 1999 tarihinde Kültür Bakanı tarafından yaptırılarak açılmıştır.

İyi bir ışıklandırma sistemi yapılmıştır. Bahçesindeki bayrak direği 25 metre yükseklikte, yekpare bronzdan olup (pirinç) Anıtkabir’dekinin eşidir. Amerika’da yaşayan soydaşımız Nazmi CELAL (William JOHNSON olarak da bilinir.) tarafından hediye edilmiştir.


AKBAŞ ŞEHİTLİĞİ :
Eceabat’a 12 km., Gelibolu’ya 34 km. mesafede ve yol üzerindedir. 1000 m. kareden fazla yüzeyi kapsamaktadır. İçinde kesme taştan yapılmış 5 m. yükseklikte bir abide vardır. 1915-1918 Çanakkale Şehitleri adına 1945 yılında yapılmıştır. 27 Kasım 1999 tarihinde Kültür Bakanı tarafından Abide Anıtı yaptırılmış ve Şehitlik yeniden restorasyonu yapılıp açılmıştır.

AKBAŞ BASKINI :
Çanakkale Kara Savaşlarında, 25 NİSAN 1915 tarihinde, Arıburnu ve Anafartalar mıntıkasında ağır yaralanan askerlerimizi, İstanbul’da hastane haline getirilen Selimiye Kışlasına götürmek üzere Akbaş İskelesinde bekleyen “Halep” adlı gemi, İngilizler tarafından batırılmış: Geminin personeliyle beraber ağır yaralı 200 Türk askeri şehit düşmüştür. Şehitler kanlı elbiseleriyle toplu olarak buraya gömülmüştür. Vatan için canlarını veren aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun.

BİGALI KÖYÜNDE ATATÜRK EVİ :
1 ŞUBAT 1915’de Tekirdağ’da kurulmaya başlanan 19 ncu P.Tümen Komutanlığı’na atanan Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Tümenin kurulmasından sonra ordu ihtiyatı olarak 25 ŞUBAT 1915’de Eceabat’a (Mydos’a), daha sonra da MART 1915’de Bigalı bölgesine geldi. Zamanın köy muhtarına ait olana bu binayı Tümen Karargahı olarak kullandı. 25 NİSAN 1915’de Arıburnu’na çıkarma yapılıncaya kadar Tümen karargahı bu binada çalışmıştır.

KUMKÖY ŞEHİTLİĞİ :
Çanakkale muharebeleri sırasında Kumköy’de ikmal tesisleri bulunuyordu. Buradaki bir kuyu civarında askerler çamaşırlarını yıkarken uçaktan atılan bomba ile 72 er şehit olmuştur.

Kumköy göletinin üzerinden geçtikten sonra sağ tarafa selvi ağaçları ile çevrili şehitlik görülmektedir. Bugün hala kuyu mevcut ise de bombanın açtığı büyük çukur artık kapanmak üzeredir.

1918 yılında 95 metre karelik bir alanda (19 x 5 metre) 72 şehit mezarı yapılmıştır. Kitabesinde eski Türkçe olarak; “Şehitler Mezarı 1331” yazılıdır. Kitabe yerinden sökülmüş durumdadır. Şehitlik yıpranmış ve köy mezarlığı görünümü almıştır.

ANZAK KOYU :
18 Mart 1985 tarihinde Türk, Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetleri birer bildiri yayınladılar. Bu bildirilere göre:

a) Türk hükümeti, GELİBOLU'da Anzak çıkarmasının yapıldığı Küçük Arıburnu ile Büyük Arıburnu arasındaki koya ANZAK KOYU (Anzac Cove) adı verilmesi ve burada Anzakların hatırasına, ATATÜRK'ün Anzaklar için 1934'te söylediği sözlerin Türkçe ve İngilizce metinlerinin yer alacağı bir Anıt-Kitabe dikilmesi hususunda karar alıyordu.

b) Avustralya hükümeti Avustralya Savaşı Anıtı yakınındaki Cambell civarında bulunan Canberra'da ATATÜRK'ün Anıt Bahçesi kurulmasına, buraya dikilecek anıtta ATATÜRK'ün GELİBOLU'da savaşan ve burada hayatlarını kaybeden askerlere ilişkin sözlerinin bulunmasına, anıtta ayrıca ATATÜRK'ün kabartma bir heykelinin de yer almasına; Burley Griffin Gölü'nün kuzey kıyılarının bir kesimine “GELİBOLU SAHİLİ” adının verilmesine karar veriyordu. Bu kararda:

“GELİBOLU ADI, AVUSTRALYALILARA, KAHRAMAN VE KARARLI DÜŞMANA KARŞI TAM BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE MİLLİ DUYGULARIMIZIN DOĞMASINA NEDEN OLAN BU FECİ ÇARPIŞMALARI DAİMA HATIRLATACAKTIR."

Buna ilaveten, Batı Avustralya Hükümeti de Albany Limanı girişine “ATATÜRK” adını verme kararı aldı. Çünkü, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı grupları taşıyan “King George Sound” gemisi, Anzak Koyuna doğru bir limandan hareket etmişti ve askerlerin bir çoğu için bu Avustralya'yı son görüşleri olmuştu.

c) Yeni Zelanda Başbakanı ise basına şu açıklamayı yapıyordu : “ Yeni Zelanda Wellington Limanı girişi yakınlarındaki tanınmış bir alanı, modern Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK'ün anısına, Wellington Şehir Konseyi'nin izni ile isimlendirilecektir. “Taraki Koyu” ndaki kumsalın bir bölümünü de içine alacak olan bu saha ATATÜRK'ün anısına isimlendirilecek ve buraya uygun bir anıt dikilecektir.

Wellington Limanı girişindeki kıyı şeridinin, GELİBOLU'daki kahraman ve fedakar Anzak ve Türk kuvvetlerinin anısına seçilmiş olması özellik arz eder. Bu alan Anzak Koyunun tüm coğrafi şartlarına benzemesinin yanısıra Wellington P. Taburunun 1914 yılında Ortadoğu’ya gitmek üzere ayrılmasından önce eğitim gördüğü yerdir.

Bu bildiriler doğrultusunda her üç ülkede de hazırlıklara başlandı. Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetleri aldıkları kararların tümünü uygulamaya koydular. 25 Nisan 1985 günü Türk Dışişleri Bakanının başkanlığındaki bir heyetin de katıldığı törenlerle Avustralya ve Yeni Zelanda'da bildirilerde belirtilmiş olan park ve kıyılara ATATÜRK ve GELİBOLU isimleri verildi. 2 nci Kor. K. lığınca Anzak Koyundan alınıp Ankara'ya, oradan da Avustralya'ya gönderilen çakıl ve toprak Canberra'daki ATATÜRK Anıt bahçesinde özel bölmesine kondu. Buralara Atatürk'ün sözleri yazıldı.Aynı gün Türkiye'de de KABATEPE Tanıtma Merkezi ve Anzak Koyu'nda Türk Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetlerini temsilen her üç ülkenin bakanlarının ve çok kalabalık bir yerli ve yabancı Basın ve TV mensuplarının katıldığı törenler yapıldı. Aynı gün yazıtın açılışı yapıldı. GELİBOLU Muharebelerine katılmış ve hala hayatta olan gazilerimiz bu yazıtın önünde kucaklaşıp kaynaştılar.

25 Nisan 2000 tarihinde Çanakkale Savaşlarının 85 yıldönümü törenleri icra edilmiştir. Anzaklar yazıtına, Avustralya'da ve Yeni Zelanda'da olduğu gibi Ulu ATA'nın Şu sözleri yazılmıştır:

“BU MEMLEKETİN TOPRAKLARI ÜSTÜNDE KANLARINI DÖKEN KAHRAMANLAR :
BURADA DOST BİR VATANIN TOPRAĞINDASINIZ. HUZUR VE SÜKUN İÇİNDE UYUYUNUZ.
SİZLER MEHMETÇİKLERLE YAN YANA, KOYUN KOYUNASINIZ.
UZAK DİYARLARDAN EVLATLARINI HARBE GÖNDEREN ANALAR ;
GÖZYAŞLARINIZI DİNDİRİNİZ, EVLATLARINIZ, BİZİM BAĞRIMIZDADIR.
HUZUR İÇİNDEDİRLER VE HUZUR İÇİNDE RAHAT RAHAT
UYUYACAKLARDIR. BU TOPRAKTA CANLARINI VERDİKTEN SONRA ARTIK
BİZİM EVLATLARIMIZ OLMUŞTUR.
ATATÜRK 1934”

KANLI SIRT ANITI YAZITI :
Üzerinde kanlı muharebelerin cereyan ettiği ve bu nedenle “KANLI SIRT” adını alan bu sahada şimdi bir yazıtımız yükselmekte ve üzerinde şu cümleler okunmaktadır.

ANZAK Kolordusu, 6 - 7 AĞUSTOS 1915'de ANAFARTALAR Bölgesine çıkarma yapan 9 uncu İngiliz Kolordusunun hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla, 19 ncu ve 16 ncı Tümenlerin savunduğu Arıburnu Cephesindeki Türk Kuvvetlerini yerinde tutmak için taarruz etti. 16 ncı Tümen birlikleri, çok çetin geçen çarpışmalarda 1.520 şehit 4.750 yaralı verilmesine rağmen KANLISIRT’ı kahramanca savundu. On binlerce şehidimizin yatmakta olduğu KANLISIRT Bölgesinde şu anda herhangi bir şehitlik bulunmamaktadır. Buradaki muharebelere katılanların ve çevre köylüsünün anlattığına göre çok eskiden burada, şimdiki (Lone Pine) anıt mezarlığının güneyinde, etrafı tel örgü ile çevrili mezarlık halinde bir şehitlik varmış. Zamanla ağaçlandırmanın da etkisiyle sınırları kaybolmuş ve bu bölgede kabirleri belli olmayan 7.164 şehidimizin yattığı, ayrıca ECEABAT Rumları tarafından yıkılan ve kitabesinde:

“Ey zair .. Kaçan İngiliz, kalan Türk'e şan ve şeref bıraktı. Bunu en çok şu sırtta gömülmüş kalmış binlerce kahramana borçlu olduğunu unutma.” yazılı olan bir de ŞEHİT ASKER ABİDESİ olduğu anlatılmaktadır.
YARBAY HÜSEYiN AVNİ VE YÜZBAŞI MEHMET ŞEHİTLİĞİ:
KANLISIRT’ın bir kilometre doğusunda MERSİNLİ Derenin zeytinlik bölgesindedir: 57 nci Piyade Alay Komutanı Yarbay Hüseyin AVNİ Bey'e (Emekli Orgeneral Tekin ARIBURNU'nun babasına) aittir. Etrafı çevrili ve mermer kaplı mezarın üzerinde “Kahraman 57 nci Piyade Alayının Komutanı Yarbay Ali oğlu Hüseyin Avni MANASTIR. Şehadeti 31 TEMMUZ 1331 - 13 AĞUSTOS 19l5 Fatiha” yazılıdır.

Ayrıca, Alayın aldığı madalyaların ve Alay borazancısının resimleriyle, Alay'a ait dört foroğraf özel çerçeve ve mika muhafaza altında mezarın muhtelif yerlerine konmuştur. Kabrin bir kenarında dikili duran ve üzerinde saçtan Türk bayrağı bulunan levhada şunlar yazılıdır:

“ 57 NCİ ALAY TÜM ŞEHİTLERİ İÇİN FATİHA.”


57 NCI ALAY Atatürk’ün Büyük Nutkunda sözünü ettiği Arıburnu Muharebelerinde tümü Şehit düşen ünlü Şehitler Alayıdır, 25 NİSAN 1915'de Arıburnu kıyılarına çıkarak Conkbayırı Kocaçimen tepelerini almak üzere olan Anzak Kolordusuna yaptığı devamlı süngü hücumları ile 20 bin kişilik ANZAK birliklerini denize kadar sürmüştür, Anafartalar muharebeleri süresince çok kanlı taarruz ve hücumlarla Conkbayırı, Kocaçimentepe mevziinin Anzaklar eline geçmesine mani olmuş, bütün cepheyi korumuştur.

YÜZBAŞI MEHMET ŞEHİTLİĞİ:
KANLISIRT-CONKBAYIRI yolunun kenarında, Quinn POST isimli İngiliz Mezarlığının karşısında, etrafı duvarlarla çevrili 40 metrekare kadar genişlikte bir mezar vardır.

Burası Arıburnu Muharebelerinde şehit düşen 27 nci Alay’dan Yüzbaşı Mehmet’in mezarıdır. Yüzbaşı Mehmet, şehit olurken karşı tarafın bir subayını da öldürmüş ve iki subayın cesetleri birbirine sarılmış halde bulunmuştur. Şehit olduğu yere gömülen Yüzbaşı Mehmet’in mezartaşında :

“1915 27 nci Alay Yzb. Mehmet” yazılıdır. Bu şehitliğin yapım tarihi belli değildir. Mezar taşının yan tarafında ise Yzb. Alaaddin yazılıdır.

MEHMET ÇAVUŞ ANITI :

ÇANAKKALE Savaşlarında bir değil birçok Mehmet Çavuş vardır. Bu anıt 1919 yılında yapılmış olup 650 şehidi temsil eder. 600 metrekarelik bir alanda yapılmıştır.

Anıt Mehmetçiğin ölüm pahasına savunduğu SERÇETEPE, KANLISIRT ile tek ikmal yolu olan ŞARAPNEL Vadisinde tamamen hakim olup Türkler ve İngilizler için önemli idi. Her iki taraf da elinde bulundurmayı istiyordu. Bundan dolayı burada çok kanlı çarpışmalar olmuştur. Bu savaşlarda her iki taraf da birbirlerine birkaç metre mesafeye kadar yaklaşmışlardır. En kanlı savaş 25 NİSAN 1915 günü olmuştur.(İlk çıkarma günü).


Öyküsü şöyledir : KABATEPE önlerine çıkarma yapılacak yeri belirlemek için 24 NİSAN günü bu sahilin biraz açığına bir şamandıra konulmuştur. Aynı gün akşamı, bu bölgede kıyı gözetlemesi yapan Mehmet Çavuş, güneşin batışı sırasında denizde parlayah bir cisim görür. Arkadaşlarına bu cismin yanına gitmek istediğini, çünkü bundan şüphelendiğini söyler. Yüzme bilen bir arkadaşı ile beraber bu cismin yanına gider. Bunun deniz dibine tespit edilmiş fosforlu bir şamandıra olduğunu görür. Arkadaşı bunu hemen batırmayı ya da alıp karaya çıkarmayı teklif eder. Mehmet Çavuş ise bu fikri beğenmez. Bunun İngilizler tarafından konulmuş bir işaret olduğunu anlamıştır. O halde düşmanı şaşırtmak lazımdır. Şamandıranın ipini keser ve serbest bırakır. 25 NİSAN sabahı çıkarma şamandıranın bulunduğu yere ARIBURNU bölgesine yapılır. Kayalık bir yer olan bu bölgeye çıkılmasına sebep olur. Böylece Mehmet Çavuşun yaptığı bu akıllıca iş Çanakkale savaşlarının sonucu üzerinde büyük etki yapar.

Anıt, Mermerden yapılmış olup, bakımlı ve güzeldir. Anıtın üç yönündeki kitabelerde şunlar yazılıdır :

Kuzeyinde : Boğazın ilk bombardımanı 19 Şubat 1915, Donanma ile Boğazın zorlanması 18 Mart 1915.

Doğusunda : Arıburnu ve Seddülbahir’e ilk çıktıkları gün 25 Nisan 1915. Seddülbahir’den çekildikleri gün 10-11 Kanun 1916.

Batısında : Anafartalar’a ilk çıktıkları gün 7 Ağustos 1915 Anafarta ve Arıburnu’nda çekildikleri gün 10-11 Kanun 1916.

Mehmet Çavuş anıtından güneye doğru giden yol, birden biter. Aşağıya bakıldığında doğanın bir harikası görülmektedir. Burası Arıburnu yarları olarak bilinen ve ANZAKLAR’ın ilk çıktıklarında karşılaştıkları yerdir.

25 NİSAN 1915 sabahı Bombasırtı’ndan hücuma kalkan bazı birliklerimiz, arazinin fundalık oluşu ve iyi bilinmemesi sebebi ile büyük bir coşku ile koşarken arazinin durumunu farkedememiş ve boşluğa uçmuşlardır. Ana komuta gemisi Queen Elizabeth’den dürbünle çıkarmayı (sahili) seyretmekte olan General Hamilton, ilk bu anı, “Gelibolu Günlüğü” isimli hatıratında şöyle bahsetmektedir : “Türkler çok cesur ve iyi savaşan insanlar. Karada hırsla üzerimize saldırdıkları yetmiyormuş gibi, şimdi de uçarak üzerimize geliyorlar.”

26 ŞUBAT 1915 günü boğazın denizden zorlanması sırasında düşman, donanma toplarıyla bataryalarımızı döverken, SEDDÜLBAHİR’e de bir akıncı müfrezesi çıkarır. Bu müfrezeye takımı ile karşı koyan ve geri püskürten Mehmet Çavuş’u Mustafa Kemal, (o sıralarda ECEABAT’a yeni gelmişti.) hatıralarında şöyle anlattı :

“Gece karanlığında yaralıları dolaştığım sırada Mehmet Çavuş adında birinin takımıyla düşmana atılışında, elindeki silahının kullanılmaz hale gelmesinden hücumuna taş ile devam ettiğini öğrendim. Emsallerine örnek olur düşüncesiyle hemen orada, kendisinin nişanla taltifini yukarı makamlara yazdım. Sonraları çok nam kazanan Mehmet Çavuş budur.

Bundan başka, GELİBOLU muharebelerinde “Bombacı Mehmet Çavuş” adlı birinin kahramanlıkları da anlatılır. Karşılıklı siperlerin yasak olduğu kesimlerde, özellikle KANLISIRT ve CONKBAYIRI bölgelerinde (buralardaki mevziler arası 30-40 m, hatta bir ara 8-10 metreye kadar düşmüştü. İngilizler bol miktarda el bombası kullanıyorlardı. Birliklerimizde ise son derece kısıtlı el bombası vardı. Bazı gözü pek erlerimiz, mevzilerine düşen el bombalarını hemen kapıp, patlayıncaya kadar geçen beş-altı saniyelik kısa süre içinde tekrar geldiği yere, geri atıyorlardı. İşte bombacı Mehmet bunların ünlülerinden biriydi. Türk siperlerine düşen pek çok bombayı gerisin geriye düşman mevzilerine geri atmış, arkadaşlarının hayatını kurtardığı gibi, sayısı belirsiz düşman askerini de saf dışı etmişti. Onun için bu tür bombaları atmak adeta oyuncak olmuş, bundan zevk duymaya başlamıştı.

Gene bir gün bombayı düşmana geri gönderirken, nasıl olduysa biraz gecikmiş ve bomba sağ elinde patlamıştır. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mehmet Çavuş gözlerini açtığında sağ kolu yoktu. Artık bomba atamayacağı için üzüldü, gözlerinden yaşlar boşandı. Ne var ki o, BombacıMehmet Çavuş olarak cephede nam salmıştı. Hastaneden çıkınca tekrar eski birliğine gönderilmesini istedi ve cephe gerisinde, taş ve bomba kullanarak sol eli ile günlerce çalıştı. Artık formunu bulmuştu. Bölük Komutanına çıkıp bomba atacağı en ön siperlerde görevlendirilmesini istedi. Tek kolu ile nice bombaları gene düşmana iade etmeyi başardı. Mehmet Çavuş sonunda gene bomba atarken şehit oldu.

“Kaldırdı dipçiğini Memiş
Bir top mermisi kolunu uçurdu ansızın
Al kanı sardı dört yanını
Neylersin Hak böyle demiş,”

KEMAL YERİ ANITI:

CONKBAYIRI’nın güneyinde, KOCATEPE Köylü ile KANLISIRT arasında kalan ve KABATEPE dahil geniş bir bölgeyi gözetleme ve kontrol altına altında tutabilen KEMAL YERİ, Mustafa Kemal’in çıkarma başlayıncaya kadar araziyi tetkik ve harita çalışması yaptığı yer, 26 NİSAN-17 MAYIS 1915 tarihleri arasında 19 ncu Tüm. Komuta yeri olarak kullanılmış, Arıburnu muharebelerini buradan idare etmiştir.

10 MAYIS 1915 günü burada bir çukurda harita ve arazi incelemesi yapan Mustafa KEMAL’e o zamanki 3 ncü Kor. Kur. Bşk. Kur. Yb. Fahrettin Bey (ALTAY) orada ne yaptığını sorar. Mustafa KEMAL cevaben : Bölgeyi incelediğini ve bulunduğu yerin ismini araştırdığını söyler.

Bunun üzerine Fahrettin ALTAY da, mademki bir isim bulamadın, o halde buranın adı KEMAL YERİ olsun demek suretiyle buraya tarihi ismi verilmiştir. (Ş. Süreyya AYDEMİR’in TEK ADAM 2. cilt).

3 ncü Kor. Komutanı Esat PAŞA (Esat BULKAT veya Yahya Kahramanı Esat PAŞA) anılarında, Mustafa KEMAL’I ziyaret için buraya geldiğini, lüks bir otel odası gibi çok güzel ve zevkle döşenmiş bir karargahla karşılaştığını belirtir. Hatta burayı çok beğendiğini, kendisinin devamlı olarak kullanmak istediğini söylediğinde, Mustafa Kemal’in çok memnun olduğunu ve derhal teslim ederek daha yukarıda “Su Yatağı” mevkiinde kendine yeni bir karargah yeri hazırladığını yazmaktadr.

Şimdi buraya 1982 yılında bir yazıt dikilmiştir. Üzerinde şu sözler bulunmaktadır.

“ BENİMLE BERABER BURADA MUHAREBE EDEN BÜTÜN ASKERLER, KESİN OLARAK BİLİNMELİDİR Kİ, BİZE VERİLEN NAMUS GÖREVİNİ EKSİKSİZ YAPMAK İÇİN BİR ADIM GERİ GİTMEK YOKTUR. UYKU, DİNLENME ARAMANIN, BU DİNLENMEDEN YALNIZ BİZİM DEĞİL, BÜTÜN MİLLETİMİZİN SONSUZA KADAR YOKSUN KALMASINA NEDEN OLACAĞINI HEPİNİZE HATIRLATIRIM.”

ATATÜRK’ÜN SAATİNİN PARÇALANDIĞI YER :

ÇANAKKALE Savaşlarında Mehmetçiğin saldırısını ön safta izler ve yönetirken bir şarapnel parçasının göğsüne çarparak bir rastlantı eseri cebindeki saatine gelerek saatinin parçalandığı ve böylece bu büyük komutanın hayatının kurtulduğu yerdir. Bu olay 65 santimetre çapında 4 adet beton küre ile saptanmıştır. 10 AĞUSTOS 1915 sabahı saat 04.30 da başlayan taarruzumuz (süngü hücumu) olanca şiddetiyle devam ederken, Mustafa KEMAL ve komuta heyetindeki diğer subaylar burada bulunuyor ve durumu yakından izliyorlardı. Yanında bulunanlardan Alay Komutanı Yb. Servet Bey (Tuğg. Servet YURDATAPAN) olayı şöyle anlatır :

“Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan sonra Mustafa KEMAL’in elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezip, parmağını ağzına götürerek bana susmamı işaret etti.”


ATATÜRK ise anılarında bu olayı şöyle yazmaktadır : “Gökten şarapnel, demir parçaları yağıyordu. Büyük çaplı deniz topçularının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lağımlar açıyordu. Bütün Conkbayırı yoğun dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes tevekkülle işin sonunu bekliyordu. Çevremiz şehitler ve yarılılarla doldu. Muharebe alanında bir şarapnel parçası ğöğsünün sağına çarptı. Cebimde bulunan saati paramparça etti, vücuduma girmedi. Yanlız, derince bir kan lekesi bıraktı.

Aynı gün akşama doğru karargahta Ordu Komutanı Liman Von SANDERS Paşa ile karşılaşan ve yapılan süngü hücumunu anlatan Mustafa KEMAL, “Bu saat benim canımı kurtardı. Müsaade ederseniz bugünkü muvaffakiyetin hatırası olarak bu saati size takdim edeyim.” der ve parçalanmış saatini çıkarıp Ordu Komutanına verir. Liman Paşanın heyecandan titrediği, gözlerinin buğulandığı görülür. Yürekten kopan bir teşekkürle uzatılan saati alır ve karşılığında, ailesinin soyluluk armasını taşıyan kendi altın saatini verir.

ATATÜRK’ÜN 8/9 AĞUSTOS 1915 GECESİNİ GEÇİRDİĞİ YER :

Burası CONKBAYIRI’nda (ÇANAKTEPE’de) dir. Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanı olduğu günün gecesi ertesi gün ve onu izleyecek 10 AĞUSTOS zaferinden önce dinlenmek ve zinde olabilmek için geceyi burada geçirmiştir. Bu nedenle buraya bir levha dikilmiştir. Bu levhada : “ATATÜRK, 8/9 AĞUSTOS 1915 gecesini burada geçirmiştir.” diye yazılıdır.

MUSTAFA KEMAL’İN TAARUZ EMRİNİ VERDİĞİ YER :

Mustafa Kemal’in 10 AĞUSTOS sabahı, arkasında saldırmak heyecanı ile dolu Mehmetçiğe kırbacını havaya kaldırarak saldırı emrini verdiği yerdir.CONKBAYIRI’nda,(ÇANAKTEPE’de) olup görüş sahası geniş ve Arıburnu’na hakimdir. Buraya bir levha dikilmiştir. Üzerinde: “ATATÜRK, burada taaruz emrini vermiştir.” diye yazılıdır.

MEHMETÇİK PARKI ANITI YAZITLARI :

CONKBAYIR’nda küçük bir tepeciğin etrafına dikilmiş 5 adet yazıt bulunmaktadır. Bunlar, Mehmetçik Parkı Anıtı’nın CONKBAYIRI yazıtlarıdır. Batı yönündeki yazıttan başlamak üzere saat yelkovanı isitkametinde sırasıyla okunduğu taktirde, Arıburnu-Conkbayırı bölgesinde cereyan edene muharebeler hakkında özet bilgi elde edilebilir.

Yazıtların geometrisine dikkat edildiğinde, geniş tabanlı temellere oturtulmamış olduğu dikkati çeker. Bu durum; içinde hala kemik ve kurşun çıkan toprağa en az müdahale ana fikrinden kaynaklanmaktadır.

Halen Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı “Milli Park Müdürlüğü’nce” Projeye uygun olarak yapımı sürdürülen Mehmetçik Parkı Anıtının ilk yazıtı 10 AĞUSTOS 1981 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Kenan EVREN tarafından açılmış diğer dört yazıt da 1984 yılında tamamlanmıştır. Yazıtlar da şu sözler yazılıdır :

1 NCİ YAZIT :

19 NCU PİYADE TÜMEN KOMUTANI KURMAY YARBAY MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK) 25 NİSAN 1915 GÜNÜ DÜŞMANIN ARIBURNU’NA ÇIKARTMA YAPTIĞI ÖĞRENİNCE KENDİ İNSİYATİFİ İLE 57 NCİ PİYADE ALAYINI BÖLGEYE SEVKETMİŞ, BU ARADA KIYI ÖRTMESİ YAPAN CEPHANESİ BİTMİŞ ÇOK AZ SAYIDAKİ ERLERE YAPTIRDIĞI SÜNGÜ HÜCUMUYLA KAZANILAN ZAMAN İÇİNDE YETİŞEN ALAYA MEVZİ ALDIRARAK DÜŞMANI CONKBAYIRI’NA ULAŞAMADAN DURDURMAYI BAŞARMIŞTIR.

2 NCİ YAZIT :

MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK) 25 NİSAN 1915 SABAHI CONKBAYIRI’NA DOĞRU İLERLERKEN DÜŞMANA KARŞI, 57 NCİ PİYADE ALAYI İLE TAARUZA BAŞLARKEN: “BEN SİZE TAARUZU EMRETMİYORUM, ÖLMEYİ EMREDİYORUM, BİZ ÖLÜNCEYE KADAR GEÇECEK ZAMAN ZARFINDA, YERİMİZE BAŞKA KUVVETLER GELİR. BAŞKA KOMUTANLAR HAKİM OLABİLİR.” EMRİNİ VERMİŞTİR. BUCOŞKU İLE ŞAHLANAN MAHMETÇİKLER, DONANMANIN YOĞUN VE ETKİLİ ATEŞİ ALTINDA YILMADAN SÜRDÜRDÜKLERİ TAARUZLARIYLA DÜŞMANI CESARETTEPE’YE KADAR GERİ ATMIŞLARDIR.

3 NCÜ YAZIT :

ARIBURNU’NDAKİ DÜŞMAN KUVVETLERİ, ALDIKLARI TAKVİYELERLE DAHA DA GÜÇLENMİŞ OLARAK 6 AĞUSTOS 1915 GÜNÜ CONKBAYIRI’NA DOĞRU YENİDEN TAARUZA BAŞLAMIŞLARDI. GECE GÜNDÜZ ARALIKSIZ DEVAM EDEN KANLI MUHAREBELER SONUNDA, İKİ TARAF DA AĞIR KAYIPLAR VERMİŞ VE DÜŞMANI 9 AĞUSTOS 1915 AKŞAMI CONKBAYIRI TEPELER HATTINA 25 METRE MESAFEDE DURDURMAYI BAŞARMIŞTIR.

4 NCÜ YAZIT’DA :

10 AĞUSTOS 1915 SABAHI TÜRK KARŞI TAARRUZU SİPERLER YAKIN OLDUĞUNDAN SÜNGÜ HÜCUMU İLE BAŞLAMIŞTIR. DÜŞMAN DONANMA TOPÇUSUNUN CONKBAYIRI’NDAKİ MUHAREBELER SIRASINDA GÖZETLEME YERİNDEN BİR AN BİLE AYRILMAYAN ANAFARTALAR GRUP KOMUTANI ALBAY MUSTAFA KEMAL’İN BİR ŞARAPNEL MİSKETİ İLE PARÇALANAN CEP SAATİ HAYATINI KURTARMIŞ VE DÜŞMAN BU TAARRUZ SONUNDA AĞILDERE’SİNE KADAR GERİ ATILMIŞTIR.

5 NCİ YAZIT’DA :

DÜŞMAN KUVVETLERİNİN, GELİBOLU YARIMADA’SININ EN ÖNEMLİ BÖLGESİ VE DORUK NOKTASI OLAN CONKBAYIRI’NI ELE GEÇİREREK TÜRK KUVVETLERİNİ İKİYE BÖLMEK VE ÇANAKKALE BOĞAZI’NI ELE GEÇİRMEK AMACIYLA GİRİŞTİKLERİ DEVAMLI SALDIRILARI, KAHRAMAN TÜRK ASKERİNİN BÜYÜK CESARET VE GAYRETLE YAPTIĞI SAVUNMA HAREKATI KARŞISINDA BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANMIŞTIR. BU BÖLGEDE CEREYAN EDEN MUHAREBELERDE ; TÜRK ORDUSU 9.200 ŞEHİT, DÜŞMAN 12.000 KAYIP VERMİŞTİR.



ÜSTEĞMEN NAZİF ÇAKMAK ŞEHİTLİĞİ :

CONKBAYIRI’nın doruğunda etrafı duvarla çevrili çevresi ağaçlıklı olup Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın kardeşi için 1919 yıyında yapılmıştır.

CONKBAYIRI’nı ele geçirmek için 26 TEMMUZ 1915 günü ANZAK’lara karşı yapılan süngü hücumu sırasında şehit olmuştur.

Kitabesinde şunlar yazılıdır : “Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın kardeşi. Üstğm. Nazif ÇAKMAK burada, bölüğünün önünde süngü hücumu ile düşman siperlerine atıldığı sırada şehit olmuştur : 26 TEMMUZ 1915”


KOCAÇİMEN TEPE :

Kocaçimen Tepe 304 metre rakımı ile, daha kuzeydoğuda bulunan KÖMÜRTEPE (404 metre) den sonra GELİBOLU Yarımadasının en yüksek yeridir. Buradan kuzey bölgesi tamamen görülebilmektedir. Yarımadanın kuzeyinde (Arıburnu-Conkbayırı-Anafartalar’da) cereyan eden muharebelerin tümü, bu kritik arazi kesiminin elde tutulması veya ele geçirilmesi için yapılmıştır.

25 NİSAN 1915 sabahı çıkarmanın başladığını öğrenen ve top seslerini duyan Mustafa KEMAL, bu tepenin önemini çok iyi bilen bir kişi olarak, doğruca buraya gelmiştir. Ancak, burasının işgal edilmemiş olduğunu görünce rahatlamış, daha sonra BESİMTEPE ve CONKBAYIRI’na geçmiştir.

Şimdi üzerinde Orman Bölge Müdürlüğüne ait yangın ihbar kulesi bulunan KOCAÇİMEN Tepe’ye yörenin su ihtiyacını karşılayacak olan bir de su deposu yapılmıştır. Ayrıca, tarihi Milli Park Projesi meyanında buraya bir Anıt-Yazıt inşası planlanmıştır.

KABATEPE TANITMA MERKEZİ VE MÜZE :

Tarihi Milli Park Projesine uygun olarak KAVAKSIRTI üzerine, ECEABAT-KABATEPE ANAFARTALAR yolu kenarına “TANITMA MERKEZİ” tören alanı ve personel lojmanları inşa edilmiş, ALÇITEPE Köyündeki Salim MUTLU’nun savaş eserleri kolleksiyonu devlet tarafından satın alınmak suretiyle burada sergilenmeye başlanmıştır.

Her yıl 25 NİSAN ve 10 AĞUSTOS tarihlerinde yapılan törenler burada icra edilmektedir. Her geçen gün, proje doğrultusunda Tanıtma Merkezinin noksanlıkları giderilmektedir. Tören alanının taş kaplaması, park yerleri, çevre düzeni bitirilmiştir. Bunlara ilaveten bir de anıt yapılacaktır.

Tanıtma Merkezinin çevre tanziminde dekoru tamamlanmak üzere bu bölgedeki Türk birliklerinin (27 nci Alay birliklerinin) mevzilerini temsilen müze binasının doğusuna çepeçevre siperler yapılmıştır. Bu siperlerin Conkbayırı’ndakiler gibi, o zamandan kalan resimlerden yararlanılarak, mümkün mertebe gerçeğe uygun olmasına çalışılmıştır. Ayrıca, GELİBOLU Muharebelerinin cereyan ettiği yerlerin tümüne, önce Türk, bilahare yabancı birliklerin mevzilerini temsilen siperler zamanla inşa edilecektir.

ÇAMBURNU ŞEHİTLİĞİ

Anıt 1962 yılında ÇANAKKALE Şehitleri Abidelerine Yardım Derneği tarafından yaptırılmıştır. ECEABAT ile KİLİTBAHİR arasındadır. Balkan Harbi ve ÇANAKKALE Şehitleri adına tesis edilmiştir. Şehitlikteki anıtın üç yönünde mermer kitabeler üzerinde şunlar yazılıdır :

Doğu yönünde : Bu anıt 1962 yılında Çanakkale Abidesine Yardım Derneği tarafından inşa ettirilmiştir.

Güney yönü : Burada Balkan ve ÇANAKKALE harplerinde yaralanarak şehit düşen binlerce kahraman yatar.

Kuzeyinde :
Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sakıt yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Necmettin HALİL


İSİMSİZ TOPÇU YÜZBAŞI ŞEHİTLİĞİ :

Bu şehitlik KİLİTBAHİR Köyüne 1.300 metre mesafededir. ECEABAT’dan KİLİTBAHİR’e giderken yolun biraz yukarısında bulunan şehitlikte yatanın bir Topçu Yüzbaşısına ait olduğu söylenmektedir. Bunun için adı Topçu Yüzbaşı Şehitliği olarak bilinmektedir.

50 metrekarelik bir alanı kapsayan şehitlik yoldan görülebilmektedir.

İSTİHKAM YÜZBAŞI TAHİR BEY ŞEHİTLİĞİ :

Tabyası önünde (Deniz Piyade Birliği giriş kapısı), Kilitbahir köyüne bir kilometre mesafede ve yol üzerindedir.

Bindiği araç mayına çarpınca devrilip şehit olan bir İstihkam Yüzbaşıya aittir.

Kitabesinde şunlar yazılıdır :

“1331 yılında bindiği kayığı mayına çarpıp vazife uğruna şehit düşen İstihkam Yüzbaşı Tahir’in aziz ruhu şad olsun. Elfatiha.”

MECİDİYE ŞEHİTLİĞİ :

KİLİTBAHİR Köyüne 1 km. mesafededir. Adını hemen yakınındaki MECİDİYE Tabyasından almıştır. Bu şehitlikte yatan 16 personel de aynı tabyanın personelidir. 18 MART 1915 günü şehit olmuşlardır. Ayrıca şehitlik dışında bir mezar daha bulunmaktadır.

Şehitlik ilk kez 1919 yılında yapılmıştır. 1962 yılında ÇANAKKALE Şehitler Abidesine Yardım Derneği tarafından bugünkü şekli verilmiş ve yolu Kor. lığınca açılmıştır. Şehitlik 70 metrekarelik bir alandadır. (9.75x7m) Anıt’ın üzerinde sırtında 215 okkalık (275.8 kg) (bir okka 1283 gr) top mermisi taşıyan EDREMİT’li Mehmet oğlu SEYİT onbaşının kabartma resmi bulunmaktadır.

Şehitliğin yanındaki tek kişilik mezarın ; aynı tabyadan firari bir ere ait olduğu, muharebe başlayınca kendiliğinden dönüp savaşa katıldığı ve arkadaşları ile birlikte şehit olduğu, ancak firar suçunu işlediği için böyle ayrı gömüldüğü rivayet olunur.


HAVUZLAR ŞEHİTLİĞİ :

KİLİTBAHİR Köyünün güney doğusunda ve köye 3 km. mesafededir. Havuzlar mevkiinde olduğundan bu adı almıştır. Burası aynı zamanda bir mesire yeridir. Şehitlik 175 metrekarelik bir alan içinde ve 6 metre yüksekliktedir. 1960-1961 yıllarında Çanakkale Şehitleri Abidesi Yardım Derneği tarafından yaptırılmıştır. Şehitlik sütun ve kaidesinin dört bir tarafında birer kitabe bulunmaktadır.

KEREVİZDERE Muharebelerinde şehit düşen iki subay ile sekiz erbaş ve er adına yaptırılmştır.

Kitabelerde yazılı olanlar şunlardır :

Batı yüzünde : Çanakkale Şehitleri Abidesi Yardım Derneği tarafından inşa edilmiştir. (1960-1961) yazılıdır.

Kuzey yüzünde : 1915 Kerevizdere Şehitleri :
1. 2 nci Fırka Erkanı Harp Yzb. Kemal, 2. 126 ncı Alay Yaveri Selanik’li Mülazım İsmail, 3. Kırşehir’li İbrahim Oğlu Hüseyin Çavuş, 4. Nasuh Onbaşı, 5. Kalecik’li İbrahim Oğlu Hüseyin, 6. Eskişehir’li Mehmet Oğlu Abdurrahman, 7. İnegöl’lü Mehmet Oğlu Mustafa, 8. Ankara’lı Kadir Oğlu Sadık, 9. Konya’lı Mikeil Oğlu S. Ali, 10. Çankırı’lı Elvan Oğlu İbrahim.

Doğu yüzünde : “ 2 nci Fırka Komutanlığı 20 Haziran 1915 tarihli Müdafaa emrinden ilahi dini ve millet ve uğrunda fedayı can ederek rütbeyi şahadeti ihraz edenlerindir. O makam muallaya ulaşanlar kollarını açmış bizleri bekliyor. Koşunuz oraya, hep beraber koşalım ki vatan kurtulsun. 2 nci Fırka K. Yrd. Erkanı Harp Yzb. Kemal.”

Güney yüzünde :
Azmeyliyerek millet için canı fedaya
Koşmuşlar o günlerde büyük borcu edaya.
Tazimleri takdime yetersiz kalır insan
Bir Fatiha bir minneti söyle şühedaya.
Nail MELİK

ALÇITEPE(KİRTE) ŞEHİTLİĞİ :

ALÇITEPE Köyüyöresinde, eski adı ŞAHİNDERE olan ŞEHİTLER Tepesinde bulunmaktadır. Onbinden fazla şehidi kapsar. Buradaki sahra hastanesinin kalıntıları arasında bulunmaktadır.

Şehitlik çevrilmemiş ve sınırları belirlenmemiştir. Mezarları sadece iri taşlar temsil etmektedir.

Bu şehitliğin içinde belirli bir mezar vardır. Kitabesinde şöyle yazılıdır :

“Vatanın şanlı ve genç şehidi, vazifesinin şerefli ve aziz kurbanı, Mülazimsani Ali Şadi Efendi mahdumu Mustafa Efendi.”

NURİ YAMUT ABİDESİ :

Nuri YAMUT Abidesi(Anıtı), ALÇITEPE KİRTE Köyüne 2.750 metre mesafededir. (Köyün batısında), Orgeneral Nuri YAMUT tarafından (Kor. K. iken) ZIĞINDERE’de şehit düşenler adına 1943 yılında yaptırılmıştır. Bunun için Nuri YAMUT Anıtı olarak anılmaktadır.

Toplanan şehitlerin kemikleri anıtın ortasında bulunan mermer lahdin altına gömülmüştür.

Anıt 1555 metre karelik bir alanı (41.8x37.2 metre) kapsamaktadır. Kaidesi 17x15 m., yüksekliği ise 8.5 m.’dir. Etrafı duvarla çevrili ve içinde çam ağaçları vardır.

SEDDÜLBAHİR CEPHANE ŞEHİTLİĞİ (3 KASIM ŞEHİTLİĞİ) :

3 KASIM 1914 Günü denizden yapılan bombardıman sırasında cepanelikteki barut ve top mermilerinin patlaması sonucu şehit olan 5 subay ve 81 er burada yatmaktadır.

İlk defa 1918 yılında yaptırılmıştır. 1967 yılında köy halkı tarafından onarılmıştır. 2,5 metrekarelik bir alanda 3.8x5.04 m. ölçülerindedir.

Kitabesinde: “3 KASIM 1914, ilk bombardımandaki savaş şehitleri:
1. Kale Komutanı Yzb. Şevki,
2. Kale Muhafızı Ütğm. Cevdet
3 .Tk. Komutanı Ütğm Hasan PALA
4. Tk. Komutanı Tğm Rıza
5. Tk. Komutanı Tğm. Eşref” yazmaktadır.

3 KASIM 1985’de ÇANAKKALE Boğaz K.lığı ve Valinin ortak çalışması ile bu şehitliğin hemen önündeki sırtta ( Kale girişi ve okulun önüne) “3 KASIM BOMBARDIMAN ŞEHİTLİĞİ ANITI” yaptırılmıştır.

SONOK ŞEHİTLİĞİ :

ALÇITEPE Köyünün 600 metre kadar kuzey batısındadır. Yüksekliği 3.80 metredir. İlk defa 1915 de harbin sonlarına doğru askeri birlikler tarafından tesis edilmiş, daha sonra bugünkü şekle getirilmiştir.

5/6 Haziran 1915 gecesi 3 ncü KİRTE Muharebesinde Şehit olanlar yatmaktadır. O gece 9.000 civarında şehit verilmiş olup, bu şehitler adına dikilmiştir.

Kitabesinde şunlar yazılıdır :

“12 CM. LİK MUHASARA BATARYASI BU MEVZİDEN DÜŞMANI SÜNGÜ HÜCUMU İLE ATTI VE ÜÇÜNCÜ KİRTE ZAFERİNİ SAĞLADI. 7 HAZİRAN 1915.”

FEVZİ ÇAKMAK ANITI :

ALÇITEPE’den KEREVİZDERE’ye veya ESKİHİSARLIK (ABİDE) sırtalarına inen yolun tepeye yakın bir yerinde, üzerinde top mermisi kovanı olan 3 metrelik bir anıt bulunmaktadır. Bu yer TEMMUZ 1915’den itibaren 5 nci Kolordu Komutanlığı Mirliva (Tuğg.) Fevzi Paşa (Mareşal Fevzi ÇAKMAK) tarafından muharebe idare yeri olarak kullanılmıştır.

Çevreye dikkatle bakıldığında, bu yerin batısını saran mevzilerin ve irtibat hendeklerinin çukurları halen görülebilmektedir.

Yolu 1968 yılında 2 nci Kolordu Komutanlığı tarafından muntazam hale getirilmiştir.

Kitabesinde şunlar yazılıdır:

“BURASI SAYIN MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK’IN BÜYÜK HARPTE (ÇANAKKALE MUHAREBELERİNDE) 5 NCİ KOLORDU KOMUTANI İKEN, MUHAREBE İDARE YERİDİR. 1941”


KİLİTBAHİR KALESİ :

1452 yılında Rumeli yakasında, Çimenlik kalesi ile beraber boğazın en dar bölümüne Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir. 1551 yılında Kanuni döneminde tamirat görmüş ve daha sonra Sultan Abdülaziz tarafından restore edilerek toplarla takviye edilmiştir. Kalenin dış duvarı 4 m., iç kale duvarı 18 m., iç kale yüksekliği 30 m. dir. Çanakkale’ye denizden mesafesi 1200 m.dir.

57 NCİ ALAY ŞEHİTLİĞİ :

Kanlısırttan Conkbayırına giden yol “Lone Pine” anıtının önünden geçer, Merkeztepenin doğusundan Bomba Sırtına ve müteakiben şehitliğe ulaşır. Bu anıt, 52 subay, 515 er ve erbaştan oluşan ve tamamı şehit olan ünlü 57 nci Alayın anısına 1992 yılında yaptırılmıştır. 57 nci Alay bir semboldür; Çanakkale’de çarpışan 450.000 askerden, şehit olan 253.000 şehidin her biri 57 nci Alayın birer ferdidir.

Mustafa Kemal Paşa, “Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe” adlı eserinde 57 nci Alayın yazdığı kuhramanlık destanını şöyle anlatıyor: “biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yanlız size Bomba Sırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafemiz 8 metre; yani ölüm muhakkak, muhakkak… Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyormusunuz ? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve hiç bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok, okuma bilenler ellerinde Kur’anı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayanı hayret ve tebrik misalidir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

SIĞINDERE SARGIYERİ ŞEHİTLİĞİ :

Şehitlik, Alçıtepe köyünün 1 km batısındadır. Türk ve düşman kuvvetlerinden yaralanan askerler Sığındere’de kurulan Sahra çadırlarında toplanmıştır. 40-50 bin Türk ve düşman kuvvetlerinden yaralanan askerlerin toplandığı Sığındere’de 28 Haziran 1915 gecesi büyük bir düşman gemisinin bombardımanı sonucu 18.000 hasta, yaralı ve savunmasız, Türk askeri şehit olmuş bir o kadar da düşman askeri ölmüştür.

YAHYA ÇAVUŞ ŞEHİTLİĞİ :
25 NİSAN 1915 sabahı Ertuğrul koyundan çıkartma yapan düşmanın 3 Alay kuvvetine 63 kişilik takımı ile karşı koyan Ezineli Yahya Çavuş, gün batana kadar kahramanca çarpışarak karşı koyar. Bu kahramanlarımız o bölgeyi savunan 26 ncı Alayın 3 ncü Tabur, 10 ncu Bölüğünün 1 nci Takımıdır. İşte bu şehitliğimiz o kahramanlarımızın gül bahçeleridir.

Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuştular,
Tam üç Alayla burada gönülden vuruştular,
Düşman Tümen sanırdı bu şaheser erleri,
Allahı arzu ettiler, akşama kavuştular.
VALİ NAMIK MEMİK

ANZAK ANIT VE MEZARLIĞI :

CONKBAYIRI'ndaki bu Yeni Zelanda (ANZAK) anıtı, AĞUSTOS 1915 başlarında ANZAK'ların buralara kadar ulaştıklarını belirtmek amacı ile 952 ölü adına dikilmiştir. Üzerinde 8 AĞUSTOS 1915 tarihi bulunmaktadır

İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar bu anıtın bulunduğu yeri (ÇANAKTEPE'yi) ele geçirdiklerini ileri sürmektedirler. Britanya İmparatorluğu Müdafaa Komitesi Tarih Encümeni'nin nezareti altında resmi vesikalara dayanılarak yazılmış olan “ÇANAKKALE, GELİBOLU Askeri Harekatı'nın 2 nci cild, 206 ncı sayfasında “Wellington Taburunun CONKBAYIRI Tepeler hattını ele geçirdiği ve askerlerin buradan boğazın parıldıyan sularını gördüğü yazılmaktadır. Her ne kadar CONKBAYIRI - KOCAÇİMEN Hattına ulaşmak ve ÇANAKKALE Boğazının (Kilye Koyu - Nara Burnu arası görülmektedir) parıldıyan mavi sularını seyretmek her ANZAK askerinin parolası, ideali ve hülyası olmuşsa da bunun çok kısa süreyle pek azı gerçekleştirebilmiştir.


Zira, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı arşivinde mevcut belgeler ve bunlara dayanılarak yazılan (ÇANAKKALE CEPHESİ HAREKATI) isimli kitapta (Sayfa 341- 380, Harita 39-44 EK-14) ANZAK’ların AĞUSTOS 1915 başlarında Conkbayırı bölgesinde yaptıkları taarruzlar tetkik edildiğinde, Conkbayırı Tepeler hattının (haritalarda Çanaktepe” olarak gösterilen ve şimdi ANZAK Anıtının bulunduğu doruk noktasının, hiçbir zaman Türklerin elinden çıkmadığı, 10 AĞUSTOS günü süngü hücumu hazırlıklarının bu hattın emniyet perdesi arkasında yapıldığı anlaşılmıştır.

Gerçekte; 7/ 8 AĞUSTOS gecesi saat 03.30'da CONKBAYIRI Bölgesine taarruz eden Gn. Johnston'un Tugayı (Welch, Wellington ve Gloucestershire Taburları) hemen hemen hiçbir mukavemetle karşılaşmadan tepeyi ele geçirmişlerdi ( ! ) Halbuki Conkbayırı'nın Türklerin kontrolu altında olduğu ve inatla savunulduğu biliniyordu. Ayrıca, Conkbayırı'nın alındığı bildirilen ilk haberler, 2 nci ANZAK Tüm. Komutanı Gn. GODLEY'i bir hayli ümitlendirmişti. Ancak, öğleye doğru durum anlaşıldı. Cephenin hiç bir yerinde önemli sayılabilecek bir başarı sağlanamamıştı ve Johnston'un Tugayı CONKBAYIRI Sırtlarının karşı yamaçlarında (ŞAHİN T - Çiftlik) sakıncalı bir mevzide bulunuyorlardı. 9 AĞUSTOS günü yapılan saldırıda bir kısım ingiliz kuvvetleri (Wellington Tb. dan bazı birlikler) CONKBAYIRI kuzeyindeki boyun noktasına kadar yanaşmayı başarmışlar ve buradan bazı askerler boğazın sularını seyretmişlerse de şiddetli ve etkili Türk topçu ateşi ve karşı taarruzlarla eski mevzilerine kadar atılmışlardır.

9 AĞUSTOS 1915 günü yapılan muharabelere Tabur K. olarak katılan ve hatta bir ara, CONKBAYIRI'nın biraz kuzeyindeki BESİNTEPE'den çok kısa bir süre de olsa boğazın sularını seyredebilmiş olmayı hayatlarının en büyük mutluluğu sayan İngiliz Bnb. ALLASON hatıralarında: “Ben ömrümde böyle bir topçu hazırlık ateşi görmedim. Mermilerin isabetindeki sıhhat şaşılacak derecedeydi. Türk siperlerini paramparça ediyordu. O kadar uzun zaman ve o kadar sıhhatli yapılan bu korkunç ateş ve tahrip selinden sonra, artık siperlerde tek canlının kalmamış olacağına hükmeden gemilerin ateş kesmesiyle Taburumun önünde ileri atıldığımda tepede gene Türkler vardı. Aramızda vahşice bir boğuşma başladı. Hemen yanımızdaki yüzbaşı göğsüne saplanan bir süngü ile düşerken, ben de yaralanmışım. Bir süre boğazın mavi sularını seyrettiğimi hatırlıyorum. Bu hayatımın en mutlu anı, tattığım zevklerin en yücesi idi” diye yazmaktadır.

Bnb. ALLASON'un da belirttiği gibi 8-10 AĞUSTOS günleri KOCAÇİMENTEPE - BESİMTEPE - CONKBAYIRI hattı düşmanın kara ve deniz topçusu tarafından yoğun ve etkili bir ateş perdesi altında tutulmuştur. Bu da 8 AĞUSTOS günü CONKBAYIRI Doruk noktasının (Anıtının bıılunduğu yerin) ANZAK'lar tarafından alınmadığını kanıtlamaktadır. Gerek anıtın bulunduğu yer ve gerek “CHUNUK BARIŞ Mezarlığı ATATÜRK'ün 10 AĞUSTOS taarruz emrini verdiği ve bu hücumu yönelttiği yerler ile Türk siperlerinin girişinde kalmaktadır,

Siperler arasındaki mesafelerin 30-40, hatta 8-10 metreye düştüğü CONKBAYIRI Muharebeleri süresince her iki taraf (ANZAK'lar ve Türkler) birçok yiğitlikler göstermiş. Dünyada hiçbir savaşta rastlanmamış olan centilmence davranışlarda bulunmuşlardır. Zaman olmuş, birbirlerine su, yiyecek, sigara, tütün atmışlar, kısa süreli ateşkeslerde (sanki savaşanlar onlar değilmiş gibi) Şehitlerini, yaralılarını, ölülerini toplamada birbirlerine yardım etmişler, gün olmuş ibadet edenlere (namaz kılanlar) kurşun sıkmamışlardır. Bu mertlikleri, kahramanlıkları unutamayan ve hayatlarının en tatlı anıları olarak anlatan ANZAK Kor. Komutanı Mareşal BIRDWOOD, ATATÜRK'ün naaşının Etnoğrafya Müzesine nakil törenlerine katılmış ve “EVLATLARIMIZ, ARTIK BİZİM EVLATLARIMIZDIR” diyen bu yüce insana saygı duruşunda bulunmuştur.

FRANSIZ MEZARLIĞI :

Fransa başlangıçta ( 25 NİSAN 1915 tarihinde KUMKALE VE BEŞİGE bölgesine çıkarma harekatı icra etmiş, ancak buradaki kuvvetlerini geri çekmeyi müteakip SEDDÜLBAHİR bölgesine çıkarma harekatı icra etmiş, ancak buradaki kuvvetlerini geri çekmeyi müteakip SEDDÜLBAHİR bölgesinde İngiliz çıkarma birlikleri ile müştereken harekata katılmıştır.(1 nci, 2 nci ve 3 ncü Kirte Muharebeleri) Fransızlar mevcut kuvvetlerini Tümen ve Kolordu seviyesindeki birliklerle takviye etmişlerdir. Fransa Çanakkale Muharebeleri boyunca 47.000 civarında zayiat vermiştir. MORTO koyunun kuzelinde TOMBABAHÇE sırtlarındaki FRANSIZ mezarlığı, kimlikleri tespit edilebilen 120 Subay ve 2240 Erbaş ve Er için yapılmış ve mezar taşlarında “Fransa için öldüler” yazılmıştır. Ayrıca kimlikleri belirlenemeyen 12022 asker, beş adet toplu mezarlığa gömülüdür.

HELLES ANITI:

Yabancılar (Özellikle Avrupalı'lar) GELİBOLU Yarımadasının uç kısmına, yani SEDDÜLBAHİR bölgesine “HELLESPOINT” der. (Efsaneye göre; Kral ATHAMAS'ın kızı Helen, KAFKASYA'ya gitmek için altın postlu Koç sırtında boğazı geçerken denize düşüp boğulur ve buraya “Hellespoint” adı verilir.)

Boğazın tam EGE Denizi girişinde bulunan ve yarımadadaki en büyük İngiliz Anıtı olan HELLES Anıtı da ismini buradan almaktadır. Helles Anıtı, İngiliz'lerin GELİBOLU Muharebelerinde kaybettiği 20.763 harp ölüsünü (18.985 İngiliz, 248 Avustralya'lı, 1.530 Hind'li) temsilen dikilmiş olup, 29 ncu Kraliyet Deniz Tümeninin karaya çıktığı yere (TEKE KOYU) ha.kim GÖZCÜBABA TEPE üzerindedir. Yüksekliği 100 feet (30.4 metre) olan anıtın projesi John BURNET'e aittir.

LONE PINE (Tek Çam) Anıt-Mezarlığı :

KANLISIRT üzerinde, 16 metre yüksekliğinde kilise şeklindeki bu Anıt-Mezarlık 4228 Avustralya ve 708 Y.Zelanda Harp ölüsünü temsil eder. mezarlıkta 499’nun kimliği belirlenemeyen toplam 1167 personel yatmaktadır.

Bu anıta “Tek Çam” denmesinin sebebi şudur: ANZAKLAR 6 AĞUSTOS 1915 günü çok kanlı muharebeler neticesinde bu sırtları ele geçirdiklerinde buralarda sadece bir tek çam ağacı ile karşılaşırlar. Çünkü Türkler, mevzi inşa etmek, gözetleme ve ateş sahası sahası sağlamak için ağaçları kesmişler ve tek çam bırakmışlardır. Şimdi burası yeşillik, ağaçlarla dolu bir beldedir. Ayrıca, Arıburnu muharebelerine katılmış bir askerin “Tek Çam” diye bestelediği şarkı İngiliz Ordusu tarafından dilden dile dolaşan sevilen bir şarkı haline gelmiş olduğu söylenir.

 

Savaş Öncesi Cepheye Yolculuk Yolculuk Yolculuk 2 Yolculuk 3 Yolculuk 4 İstanbul